Aplus Master Menu


Armut Mevsimi

 

Kış meyveleri birer birer kendisini göstermeye başladı. Ocak ayı ile en lezzetli zamanlarına giren meyvelerden birisi de armut. Kendisini hemen her mevsim bulmak mümkün olsa da, kış armudunun en lezzetli zamanı kesinlikle ocak ayı! Tatlısından, pastasına, meyve salatasından bebek mamasına kadar pek çok farklı kullanımı olan bu meyveyle daha yakından tanışmaya ne dersiniz?



Armut Anadolu’nun hemen her yerinde yetişiyor olsa da, asıl anavatanının Kafkaslar olduğu düşünülüyor. Ancak Almanya’da ve Avrupa’ da eski mezarlarda bulunan ilkel çekirdek formları bu konuda tartışmaları gündeme getirmiş. Tarihi belgelerde ise armut ile ilgili pek çok bilgiye rastlanıyor. Örneğin Çin’de 60’dan fazla armut türü yetiştirildiği ileri sürülüyor. İran’da ise eski zamanlarda başkentten şehirlere giden yollara ekilen efsanevi meyve ağaçlarından birisinin armut olduğu biliniyor. Kendisinin Anadolu’ya gelmesi ise Etiler dönemine kadar uzanıyor. Armudun buradan ticaret yolları ile önce Yunanistan’a oradan da Avrupa ve Amerika’ya kadar ulaşmış olduğu sanılıyor.



Bugün 1000’in üzerinde armut çeşidi bulunuyor. Bunların içinde en özellerinden birisi ise Türkiye’ye özel olan Deveci Armudu… Sadece Bursa’da ve Samsun’da yetiştirilen bu cins, büyüklüğü ve lezzeti ile oldukça kıymetli.



 Armut; C, B1, B2, B6, B9, biotin, E, P, C kompleksi içeren yapısıyla beslenme için oldukça faydalı bir meyve. Kendisinin bir diğer mahareti ise harika bir kış maskesi olmasında yatıyor. Bir kaşık bal ile karıştıracağınız armut püresini krem kıvamına getirip kış için besleyici bir maske de elde edebilirsiniz. 




Egzotik Çinli: Kivi


Kivi… Uzaklardan gelen egzotik meyve… Hepimiz kendisini böyle tanıyor olsak da, aslında o kadar da yabancımız değil. Karayiplerden, Bahamalardan gelmiş havası yaratmış olan kivin anavatanı aslında Çin. Yani atalarımız muhtemelen Çin ile yakın ilişkilerde oldukları dönemde bolca tadına bakmışlardır; ancak onlar bu meyveyi kivi olarak değil, Çin Bektaşi Üzümü olarak biliyorlardı.



Peki, nasıl oldu da Çin Bektaşi Üzümü kivi oldu?  Kuzey Çin’de 80’den fazla türü bulunan kivinin kaderi botanikçilerin dikkatini çekmesi ile değişmiş oldu. Tohumları Yeni Zelanda’ya götürülen kivinin geliştirilmesi ile uğraşan bahçevanlar ve araştırmacılar daha verimli bir tür elde etmeyi başardılar. Ardından Yeni Zelanda’da üretimine başlanan meyve 1900’lü yıllara kadar hala Kivi adını almamıştı. 1900’lü yıllarda Yeni Zelanda’ya ait bir tür olan Kivi Kuşu’na benzerliği dikkat çekince meyvenin adı da kivi olarak değişti ve tüm dünyaya yayıldı. Biz de bu gün kendisini bu isimle anar olduk.


Kivi, yaz aylarına aitmiş gibi dursa da en olgun zamanına kış aylarında ulaşıyor. C vitamini deposu olan bu küçük meyve; aynı zamanda en az muz kadar da potasyum içeriyor. Detoks etkisi konusunda oldukça etkili olan kivi, ayrıca magnezyum ve fosfor açısından zengin olan meyvelerden birisi. Ülkemizde uzun zamandır üretimi yapılan kivi, bu kış hastalıklara karşı mutlaka tüketilmesi gerekenler listemize bir numaradan giriş yapıyor!



YILBAŞI SOFRALARI İÇİN 4 PRATİK YEMEK DEKORASYONU

 

Yeni yıl yaklaşıyor. Yılbaşı sofralarında nelerin olacağı şimdiden konuşulmaya başlandı bile. Böyle özel günlerde tatlar kadar görsellik de büyük önem taşıyor. Siz de yılbaşı sofranıza sunumlarınız ile renk katmak istiyorsanız, bu önerilerimize kulak verin…

 

1.    Mercimek köftesi

 

Mercimek köftesi en sevilen atıştırmalıkların başında geliyor. Yılbaşı sofralarında da başköşeye yerleşecek olan bu lezzetli tadı bu kez küçük çanaklar halinde yapabilirsiniz. İçlerini yeşillikle dolduracağınız mercimek tabakları masanızda hoş bir sunum olacaktır.

 

2.    Kırmızı Kanepeler

 

Kanepeler atıştırmalıkların içinde en pratik olanlarıdır. Genellikle mayonezli ve kaşar peynirli olarak hazırlanan bu küçük lezzet duraklarını, labne peyniri ve kırmızı lahana ile birleştirebilirsiniz.  İnce ince rendelediğiniz kırımızı lahanayı labne peyniri ile karıştırarak kanepelerinizin üzerine ekleyin. Tatlı pembe- kırmızı rengi ile yılbaşı masanıza harika bir uyum katacaktır.

 

3.    Falafel

 

Nohut ile yapılan ve çok sevilen yemeklerden birisi de falafel. Ona tadını veren ise özel sosu. Bu ikilinin tadını pekiştirmek için minik kek kâğıtlarını kullanabilirsiniz. Falafellerinizi minik kek kâğıtlarının içerisine koyun ve sosunu hafifçe gezdirerek servis edin.

 

4.    Baharatlı Peynir Topları

 

Yılbaşı sofralarının en lezzetli ikramlarında birisi de peynir toplarıdır. Onları daha lezzetli hale getirmek ve birer renk şölenine çevirmek için baharatlardan yararlanabilirsiniz. Hazırladığınız peynir toplarını kırmızı toz biber, toz nane, toz fesleğen, keskin bir tat için karabiber ile kaplayabilirsiniz.




GÜNE ZEYTİNLE BAŞLAMANIZ İÇİN 5 NEDEN!

 

Masaların vazgeçilmezi zeytin sadece lezzeti ile değil sağlığımız içinde olmazsa olmazlardan. İşte, her sabah kahvaltı masalarını renklendiren zeytini yemek için 5 neden!

 

 

1.     Zeytin kalp sağlığı için oldukça faydalıdır. Araştırmalara göre zeytin ve zeytinyağı kalp- damar sağlığının korunmasında etkili olup, kalpte ki ritim bozukluklarının düzene girmesine yardımcı olur. 


2.    Kanser riskini azaltmaya yardımcı olur. Zeytin antioksidan ve anti enflamatuar özellikleri ile kansere karşı doğal bir koruma sistemi oluşturabilir.

 

3.    Zeytin dolaşım sistemimiz içinde oldukça faydalıdır.  Bu konuyla alakalı yapılan son araştırmalar özellikle zeytinyağının kan basıncı üzerinde olumlu etkiler ortaya koyduğunu ispatlamıştır. Bunun yanında kan hücrelerinin sağlığı içinde önemli rol oynadığını göstermiştir.

 

4.    Zeytin özellikle gözlerde retina sağlığına önemli katkılarda bulunur. A vitamini içerdiği için yaşlandıkça ortaya çıkan katarakt hastalığına iyi gelir.  Yaşlılığa bağlı göz hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.

 

5.    Düzenli olarak zeytin tüketimi özellikle kolon kanserine yakalanma riskini ciddi anlamda azaltır. Düzenli tüketildiğinde kabızlığı ortadan kaldırma konusunda önemli bir destekleyicidir.

 

Gülden Cömert

Diyetisyen


ÇİKOLATAYI NE ZAMAN YİYELİM?

 

Çikolatanın mutluluk verdiği gerçeğini kimse inkâr edemez. Üstelik bu mutluluk ve keyfin bilimsel dayanakları da var. Kakaonun içerdiği biyoaktif besin bileşenleri ve magnezyum, vücutta serotonin adı verilen mutluluk hormonunun salgılanmasını arttırıyor.

Çikolata ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalarda, çikolatanın ve hammaddesi olan kakaonun antioksidan öğelerden zengin olduğu tespit edilmiş. Polifenol adı verilen bu antioksidan öğelerin kalp hastalıklarına ve çeşitli kanser tiplerine yakalanma riskini azalttığına dair öngörülerde mevcut. Ayrıca çikolatanın bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair araştırmalar onu kış aylarında daha çok tüketmemiz için önemli bir etken.

Çikolatanın olumlu etkilerinin nedeni ise hammaddesi olan kakao… Tükettiğimiz çikolatada kakao oranı arttıkça vücudumuza olan yararı da artıyor. Bu nedenle mümkün olduğunca saf olan ve yüksek miktarda kakao içeren (en az %70 oranında) çikolataları tercih etmek gerekiyor.  Günde 30-40 gram bitter çikolata (%70 kakao içeren) tüketmek hem sağlığımız için hem de çikolata aşkımız için oldukça yararlı.

Peki, çikolata yemenin en doğru zamanı ne zamandır dersek?  Sabah ya da ikindi ara öğününde meyve yerine çikolata önerilebiliyor. Sabah ya da akşam kahvenizi bir parça kaliteli bitter çikolata ile taçlandırabilirsiniz.

 

Gülden Cömert

Diyetisyen


KIŞ KAHVALTILARI NASIL OLMALI

Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür. Özellikle çocuklar ve kilo vermek isteyenler için güne başlamanın ilk şartı olmalıdır. Ancak genellikle kahvaltı atlanıyor ya da sağlıklı seçenekler tercih edilmiyor.


Araştırmalara göre, kahvaltıyı atlayan veya geçiştirenler, öğle saatlerinde sağlıksız yemek seçme eğiliminde oluyor ve gün içinde daha fazla yemek yiyor. Kahvaltı etmeyen bireylerin bazılarıysa daha eksik kalori aldığı için kendini avantajlı zannediyor. Oysa diğer öğünlerde bu açığı fazlasıyla kapatmış oluyor. Güne harika bir şekilde başlamanın en iyi yolu, protein, yağ ve karbonhidrat dengesinin sağlandığı bir kahvaltı.  Bu vücudumuzda sürekli bir enerji üretimi oluyor. Üstelik kahvaltı, bağırsak hareketlerinin düzeni ve posa ihtiyacı için de önem taşıyor.

Peynir, ekmek, zeytinden oluşan klasik kahvaltılardan sıkılanlar için yumurta, yoğurt veya yulaf tercih etmek daha az kalori almayı ve kilo kaybetmeyi sağlıyor.


Tam tahıllara yönelin: Kahvaltılık gevrekler ve rafine edilmiş ekmekle tam tahıllı ekmek arasında yapılan bir araştırmaya göre, tam tahıllar içeren bir kahvaltı, sizi daha uzun tok tutması açısından avantajlı.

Yumurta yiyin: Kış kahvaltılarının vazgeçilmezi olan yumurta, anne sütünden sonra en kaliteli protein. Aynı zamanda uzun süre tok tutucu etkisi büyük bir avantaj.


Çok şekerli seçeneklerden uzak durun: Sabah kahvaltı olarak gofret, kek, kurabiye, çikolata ve şeker ilaveli kahvaltılık gevrek yiyenler, kan şekerinde oynamalar yaşayacağı için 1-2 saat içinde tekrar acıkacak ve enerji düşüklüğü yaşayacaktır.

Gülden Cömert

Diyetisyen



Çocukların Zihin Gelişimi İçin Faydalı 5 Yiyecek!


Çocukluk yılları, beyin gelişimi için en kritik dönemdir. Bu dönemde çocukların yedikleri tüm yiyecekler odak ve bilişsel becerilerini etkiler. Peki, sizin çocuğunuz gün boyu enerjik kalmasını sağlayacak ve gelecekte de beyin gelişimini desteklemeye yardımcı olan besinleri yeterince tüketiyor mu? İşte, çocukların zihinsel gelişimi için yumurtadan kuruyemişe masalarda mutlaka olması gereken 5 yiyecek…


1- Yumurta
Yumurta, protein oranı yüksek besinlerden birisidir. Yumurta gibi yüksek proteinli (kolin, omega-3, lutein ve çinko içerir.) bir besin tüketmek, çocukların daha iyi konsantre olmasına yardım eder.



2. Yeşil yapraklı sebzeler
Çocukların beslenme programlarında yeşil yapraklı sebzelerin mutlaka yer alması gerekir. Özellikle folat ve birçok vitaminle dolu ıspanak, lahana ve koyu yeşil yapraklı sebzeler, ileriki yaşlarda oluşabilecek birçok hastalığın önlenmesi için oldukça önemlidir.


3. Balık
Beyinsel gelişim için önemli besinlerden birisi de balıktır. Özellikle yağlı balıklar en iyi omega-3 kaynaklarıdır. Beyni bilişsel gerileme ve hafıza kaybına karşı korur.



4.Kuru baklagiller

Kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya gibi baklagiller mutlaka sofralarda yer verilmesi gereken besin grubudur. Beyni besleyen en önemli bileşenlerden biri olan folik asidin iyi bir kaynağı olan kuru baklagillerin haftada 2-3 kez tüketilmesi gerekir.


5. Kuruyemiş ve Tohumlar
Ara öğünlerin olmazsa olmazı kuru yemişler ve tohumlar çocukların beslenmesinde de önemli bir yere sahiptir. Protein, esansiyel yağlar asitleri, vitamin ve minerallerle dolu kuruyemiş ve tohumlar, sadece besin değerleri ile değil ruh durumunu düzeltmeleri ve sinir sistemini mutlu tutmaya yardımcı olmaları ile de mutlaka tüketilmesi gereken önemli birer besindir.


Gülden Cömert

Diyetisyen

 


Kış Meyvelerinin Püf Noktaları


Pazarda ya da markette gördüğümüzde "Tamam işte, kış gelmiş." dediğimiz meyveler vardır. Portakal, mandalina, greyfurt, kivi ve nar bunların en başında gelir.  Çoğu turunçgillerden oluşan bu meyvelerin en büyük özelliği C vitamini açısından zengin olmalarıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemimizin güçlenmesine yardımcı olurlar. Ancak C vitamini ısı, ışık, oksijen gibi etkenlerden çabuk okside olur ve yararlılığını büyük ölçüde kaybeder.


Bunu engellemek için, turunçgilleri soyar soymaz hızlı bir şekilde tüketmek daha doğru olur. Yine suyu sıkılıp tüketilecekse, ya hemen içilmeli ya da ışık görmeyen ve ağzı kapalı şişelerde muhafaza edilmelidir.



Bu meyvelere ısı işlemi uygulamak da vitamin kayıplarına neden olur. Bu nedenle çiğ olarak tüketmek en sağlıklı yoldur.

 

Gülden Cömert

Diyetisyen



Balık Almanın İncelikleri


Balık zamanı geldi, ağlarda tezgahlarda balıkla doldu. Peki, sofralarımızın baş köşesine yerleşecek olan balığı seçmenin incelikleri nelerdir? İşte bu yıl balığı sofralarından eksik etmeyecekler için 6 adımda balığın tazesini anlamanın yolları:

 

1. Balığın taze olduğunu anlamak için parmağınızla üzerine bastırın. Eğer meydana gelen çukurluk anında düzeliyorsa taze, parmak izi kalıyorsa balık bayattır.

2.    Balığı başından tutup kaldırdığınızda kuyruğu dimdik kalkıyorsa tazedir, aşağı doğru sarkıyorsa bayattır.

3.    Taze balıkların gözleri şeffaf ve parlak olur, bayatladıkça gözleri donuklaşır.

4.    Taze balıkların derisi gergin ve parlaktır. Balık bayatladıkça özellikle karın bölgesinde buruşmalar meydana gelir.

5.    Taze balıklarda deniz yosunu kokusu olur.

6.    Taze balığın solungaçları pembe kırmızı renkte ve solungaç kapakları kapalı olur. Bayatladıkça önce gri beyaza, daha sonra da kahverengi ve siyaha dönüşür, kapakları da açılmaya başlar.


Gülden Cömert

Diyetisyen


Fenike Elması: Nar!

Bilinen en eski meyveler listesi yapılsa, nar kesinlikle bu listenin en üstünde yer alırdı.Antioksidan içeriği yüksek olan bu meyve, Kasım ayının yıldızı olarak çoktan tezgahlara geldi bile. Yemek kültürümüzde yerini alması ise çok ama çok daha eskiye dayanıyor. Sadece tarih için değil, dinler içinde ayrı bir yeri olan narı daha yakından tanımaya ne dersiniz?


Narın anavatanın İran olduğu düşünülüyor. Ancak tarih öncesi zamanlardan beri Akdeniz ülkeleri ve Kafkaslar’da nar yetiştiriciliği yapıldığı tezi de öne sürülüyor. Bu konuda her ne kadar net bir bilgi olmasa da Fenikelilerin nar konusundaki ünü ise narın “Fenike Elması” olarak anılmasını sağlayacak kadar büyük. Ancak bu lezzetli meyve için sadece Akdeniz kıyıları yeterli olmamış ve İpekyolu ile tüm dünyaya yolculuğu başlamış.



Üst tarafında yer alan kısmı bir taç olarak yorumlanan nar, yüzyıllar boyunca mimaride süsleme ve resim olarak kullanılmış. Hatta Endülüs Bölgesi'nin ve eski bir Emevi şehri olan Granada'nın da simgesi olmuş. Gülen Ayva Ağlayan Nar gibi masallarla çocukluğumuzun hatıralarına uzanan narın tanelerinin, yeni evlenenlerin evine koyulması ve yılbaşında nar kırmak bu lezzetli meyvenin bereketliliğinin bu güne kadar uzanmış gelenekleri…


Masaların en bilge meyvesinin sağlığımıza faydası ise en az tarihi kadar uzun bir liste… Lif, B vitaminleri, C vitamini, K vitamini ve potasyum içeren nar, bağışıklık sistemini de güçlendirici etki gösterdiği için kış aylarının vazgeçilmez meyvelerinden birisi. Ayrıca antioksidan içeriğinin gücü ile kansere karşı koruyucu olması Kasım ayı boyunca bu güzel meyvenin tadını çıkartmamız içi yetiyor da artıyor bile...




Colomb'un En Yenilesi Keşfi: Ananas


Tropikal meyvelerin içerisinde size en çok yazı hatırlatan hangisi desek? Bize göre ananas bu konuda açık ara önde… Yapısı ve renkleri bir yana, kokusu ile ananas, uzun kumsalların, masmavi denizlerin ve parlayan bir güneşin izlerini taşıyor. Anavatanı olan Orta Amerika ve Karayipler’in havasını hissettiren bu meyvenin sandığınızdan çok daha fazla mahareti olduğunu biliyor musunuz?



Ananasla buluşmamızı ünlü kâşif Christophe Colomb’a borçluyuz. Meyve, Avrupa’ya getirildiğinde onu deneyen ilk kral İmparator V. Charles, ananasın tadından çok hoşlanmamıştı. Meyvenin uzun bir yolculuğun ardından artık bozulmaya başlamış olması, onun Avrupa’da ki ilk sınavından kalmasına neden oldu. Neyse ki yıllar sonrada Hollanda’da ananas yetiştirilmeye başlandığında meyvenin gerçek tadı da ortaya çıktı ve hatta Kral II. Charles tarafından ilk kez tadılırken bu an, bir ressam tarafından ölümsüzleştirildi.



Tüm bu uzun ve meşakkatli yolcuğundan sonra bizim onunla tanışmamız ve alışmamız ise çok ama çok yeni... Hatta yağ yaktırma özelliğinin bu tanışmayı daha da hızlandırdığını itiraf edelim.  Diyet listelerinin vazgeçilmezi olmasını sağlayan bu yönünün yanı sıra, ananas içerdiği C vitamini, B1 ve manganez ile antioksidan etkisi yaratarak vücudu korumaya yardımcı oluyor. İster hızlı bir enerji kaynağı,  isterseniz size yazı hatırlatacak bir tat… Anansa ile aradığınız her şeyi bir arada bulacağınız garanti!



Kış Hastalıklarına Karşı İlaç gibi Gelecek 5 Yiyecek

Kışın hava değişimlerine ve sıcaklığın düşmesine bağlı vücudumuzun direnci düşer ve buna bağlı vitamin ihtiyacımız artar.


İşte, bağışıklık sistemimizin daha güçlü olmasına yardım eden besinler;



Turunçgiller: C vitaminin yanı sıra turunçgillerde A ve B vitaminleri, şeker, lif, potasyum, magnezyum, kalsiyum, demir, fosfor, folik asit ve bakır gibi mineraller de içerir.


Zencefil: Zencefilde bulunan “gingerol” güçlü bir iltihap önleyicidir. Vücut ısısını yükselten zencefil grip sırasında sağlıklı terlemeyi sağlayarak hastalığın vücuttan daha kısa sürede atılmasına yardımcı olur. Özellikle bulaşıcı hastalıkların yaygın olarak görüldüğü kış aylarında düzenli olarak zencefil çayı içerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir ve hastalığa yakalanma riskini azaltabilirsiniz.

Sarımsak, soğan: Sarımsak ve soğan doğal birer antiseptiktir ve enfeksiyonlarla mücadelede vücuda yardımcı olur.

Brokoli: A vitamini ve potasyumdan zengin, folik asit için iyi bir kaynak olan brokoli bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli rol oynar. 

Karnabahar: Karnabahar enfeksiyonlara karşı korunmada önemlidir. Antibakteriyel özellikte birçok aktif madde içermektedir. İçerdiği bol miktarda fosfor ile kemik oluşumunu destekleyici etkiye sahiptir.

 

Gülden Akışık Cömert


Beslenme ve Diyet Uzmanı


Yiyeceklerinizi Doğru Saklıyor Musunuz?

Gıdaların muhafazasında bilmemiz gereken en önemli kural; İLK GİREN - İLK ÇIKAR (FİFO) kuralıdır.

Almış olduğumuz gıdaları buzdolabında ya da kilerimizde saklarken dolaba ya da depoya ilk giren gıda maddesinin ilk önce kullanılması gereken gıda maddesi olduğunu asla unutmayalım. Bu kuralı evimizde uyguladığımız da gıdalarımızda ki bozulmaların bir nebze önüne geçebilir, çöpe attığımız gıdaları azaltabilir böylece ev ekonomimizi koruyabiliriz.

Gıdalar kendi yapısal özelliklerine ve depolandıkları ortamın şartlarına göre muhafaza edilirlerken bozulmaya başlamaktadırlar. Gıdalarda zamanla yaşanacak bozulmalar, fiziksel, kimyasal-biyokimyasal ya da mikrobiyolojik olabilir. Gıdaların saklanması gıdaların yapısal özelliklerine göre farklılık gösterir. Gıdaların yapısında bulunan protein, karbonhidrat, yağ gibi besin maddeleri ile su gıdanın saklanma şeklini belirlemektedir. Mikrobiyal açıdan gıdaların içeriğindeki su miktarı arttıkça gıdanın ömrü kısa olacak, su miktarı azaldıkça gıdanın ömrü daha uzun olacaktır. Kimyasal açıdan yağ miktarı çoğaldıkça oksidasyon riski artacak, yağ oksijen ile temasa geçince gıda acılaşmaya başlayacaktır.

Gıdaların bozulmasına neden olan ve sağlığımızı en çok tehdit eden faktör mikroorganizmalardır. Bu sebeple mikroorganizmalar gıdaların muhafazasında ve saklanmasında önlem almamız gereken ilk ve en önemli tehlikedir.



Bilinen gıda saklama yöntemleri ;

·         Kurutarak Saklama

·         Oksijensiz Ortamda Saklama

·         Tuzlama Yaparak Saklama 

·         Katkı Maddesi İlave Edilerek Saklama

·         Işınlama Yaparak Saklama

·         Tütsüleme Yaparak Saklama

·         Gaz Altında Koruma

·         Şeker İlave Ederek Saklama

·         Isıl İşlem Uygulayarak Koruma (Pastörizasyon, Sterilizasyon)

·         Soğutarak Saklama

·         Dondurarak Saklama

Evlerimizde kolaylıkla uygulayabileceklerimizden bazılarını açıklarsak;

·         Kurutarak Saklama

Mikroorganizmaların yaşaması ve çoğalması için ihtiyaç duydukları suyun gıdalardan uzaklaştırılması işlemine kurutma denir. Kurutma, doğal olarak güneş altında veya farklı tekniklerle çalışan kurutucu fırınlarda yapılabilir. Kurutma işlemi sırasında gıda maddesinin ısısının yükselmesi neticesinde mikroorganizmaların ölümü sağlanırken, varlığını sürdürmeye devam eden mikroorganizmalar içinde yaşam kaynağı olan su gıdadan uzaklaştırılmaktadır. Böylece kurutma işlemi ile hem mikroorganizmaların bir kısmı öldürülmüş olur, hem de yaşamlarını devam ettirmeleri için ihtiyaç duydukları su ortadan kaldırılır.

Kurutma işlemi uygulanmış gıdalara; kuru incir, kuru üzüm, kuru patlıcan, kuru domates gibi kurutulmuş meyveler ve sebzeler örnek verilebilir.

·         Tuzlama Yaparak Saklama 

Tuzlama yöntemi kurutma işleminde olduğu gibi gıda maddesinin yapısında bulunan suyun gıdadan uzaklaşmasını sağlayan bir yöntemdir. Tuzlama yönteminde kurutma yönetiminden farklı olarak, gıda maddesinin yapısında bulunan su gıdadan uzaklaştırılırken, suyun yerine tuz geçmektedir. Yani gıdanın içerisindeki su, tuz ile yer değiştirmektedir. İnsan sağlığına zararlı birçok mikroorganizma tuzu ve tuzlu gıdaları sevmezler, yüksek miktarda tuz içeren gıdalarda yaşayamazlar. Bu sayede tuzlanan gıdaların ömrü uzatılmaktadır. Tuzlama işlemi yapılmış gıdalara; pastırma, tuzlanmış balık, zeytin ve turşu gibi salamura ürünler örnek verilebilir.

·         Taze tüketim

Taze kullanımda bazı gıda gruplarının kullanım süreleri aşağıda belirtilmiştir.


GIDA

SICAKLIK

(derece)

SÜRE

Büyük parça et

0-2

3-5 Gün

Kıyma

0-2

1-2 Gün

Tavuk

0-2

1-2 Gün

Balık

0-2

1-2 Gün

Pişmiş et

0-2

2-3 Gün

Pişmiş yemekler

0-2

1 Gün

Pastörize süt

0-4

1 Gün

Peynir

0-4

5-7

Tereyağı

0-4

1-2 Hafta

Yoğurt

0-4

5-7 Gün

Sosis

0-4

2-3 Gün

Yumurta

4-7

1-2 Hafta

Sebze ve meyveler

4-7

1-2 hafta

 

·         Dondurarak muhafaza

Kırmızı et/balık/tavuk vb. ürünler 1-2 gün içinde tüketilmeyecekse daha uzun süreli kullanım için dondurarak saklamak en doğru yoldur. Bir seferde tüketilecek miktarlarda porsiyonlanıp -18 C derecede ürün gruplarına göre değişen sürelerde saklanabilir.

Hatta evlerde dondurma işlemini hemen hemen her ürüne uygulayabilirsiniz. Örneğin kaymağa, kremaya bile. Kaymağı küçük karelere bölerek dondurduğunuzda her kahvaltıda bir seferde tüketilecek miktarı bir gece önce çıkarıp buzdolabının üst kısmında çözdürüp kullanabilirsiniz.

Bazı ürünler için saklama süreleri aşağıdaki gibidir.



BESİNLER

SAKLAMA SÜRESİ (AY)

SAKLAMA SICAKLIĞI

TEREYAĞI

8-12

-18

PEYNİR

8-12

-18

KREMA, KAYMAK

8-12

-18

EKMEK, YUFKA, LAVAŞ

4

-18

 

BESİNLER

HAZIRLAMA YONTEMLERİ

SAKLAMA SÜRESİ (AY)

SAKLAMA SICAKLIĞI

KULLANIM ŞEKLİ

Dana (parça)

Porsiyonlara ayrılır, paketlenir

12

-18, -25

Soğutucuda 8 saat önce çözdürülür

Dana (kıyma)

Porsiyonlara ayrılır, paketlenir

10-12

-18, -25

Soğutucuda 8-9 saat önce çözdürülür

Koyun, kuzu (parça)

Porsiyonlara ayrılır, paketlenir

9-10

-18, -25

Soğutucuda 8 saat önce çözdürülür

Tavuk-piliç

Bütün veya Porsiyonlara ayrılır, paketlenir

10-12

-18, -25

Soğutucuda 5-6 saat önce çözdürülür

Balık (yağlı)

Bütün veya Porsiyonlara ayrılır, paketlenir

4-8

-18, -25

Soğutucuda 3-4 saat önce çözdürülür

 

Evlerimizde uygulayabileceğimiz birkaç püf nokta

 

·      Bakliyatlarını saklarken önce cam kavanozlara koyun ve kavanoza bir miktar kaya tuzu ilave edin. Kaya tuzu nakliyatlarınızı bozulmadan uzun süre saklamanıza yardım edecektir.

 

·      Şeker t uz vb. gıdaları rutubetten kurtarmak için kavanozun veya kutunun dibine önce kurutma kağıdı koyun. Daha sonra üzerine gıdalarınızı doldurun ve ağzı kapalı ir şekilde muhafaza edin.

 

 ·      Taze nane, dereotu, fesleğen gibi otları bozulmadan saklamak için bu otları ince ince kıyıp porsiyon halinde folyoya sararak derin dondurucuda dondurabilirsiniz. Maydanozlarınızı buzdolabına koymadan önce kağıt havlu ile sarın. Bu şekilde maydonaz daha uzun süre taze kalır.

 

·      Sucuklarınızın küflenmemesi için serin bir yerde saklamak yeterli gelmez. Zamanla üstlerini beyaz bir küf kaplar. Bunu önlemek için zaman zaman sucukların üstlerini yarıya kesilmiş bir limonla silin. Limonun doğal yapısında bulunan asitler, sucuğun üzerindeki bakterilerin ve küflerin ölmesini sağlayacaktır.

 

 ·      Aldığınız muzları kesinlikle buzdolabında saklamayın. Muz nemli ve soğuk ortamları sevmeyen bir meyvedir. Nemli ve soğuk ortamlarda çok daha hızlı kararır. Muzun en ideal muhafaza sıcaklığı oda sıcaklığıdır.  

 

·      Kestiğiniz limonu kurumadan saklamak için;Çay tabağına bir çay kaşığı toz şekeri güzelce yaydırın ve limonun kesilmiş tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde tabağa yerleştirip buzdolabında muhafaza edin. En az bir hafta limonunuz kurumadan duracaktır.

 

 ·      Mantarlar buzdolabında, kese kağıdı içerisinde ya da  kağıt havlu gibi nem tutan malzemelere sarılmış olarak muhafaza edilmelidir. Mantar naylon poşet içerisinde saklanırsa kısa zamanda terleme yapar ve çürür.

 

·      Patates ve soğanın filizlenmemesi için;Mutlaka hava alacak şekilde muhafaza edin. Hava almayacak şekilde poşet içerisine konulup ağzı bağlanan patates ve soğan kısa sürede filizlenir.

 

 ·      Un ve bakliyatlarınız saklarken böceklenmemesi için; Mutlaka cam kavanozlarda saklayın. Her bir cam kavanoz içerisine 3-4 adet defne yaprağı koyarsanız böceklenmelerini önlersiniz.  

 

·      Yumurtaların bozulmaması için yumurtaların sivri kısmı alta gelecek şekilde buzdolabının yumurtalık kısmında saklanmalıdır. Bu sayede yumurta sarısı yerinden oynamayacağından, yumurta 10 ile 15 gün arasında buzdolabında saklanabilir.

 

Yiyecekleri mümkün olduğunca cam kaplarda saklamak gerekir. Dondurma veya yoğurt kabı gibi plastik materyaller sağlık açısından oldukça sakıncalıdır. Ayrıca dondurma, yoğurt vb. gıdaların üzerinde yazan son kullanma tarihleri aynı zamanda kabın da son kullanma tarihidir. Sıkça tükettiğimiz sütün doğru koşullarda saklanması da çok önemlidir. Sütün içinde yüksek miktarda B2 vitamini vardır, bu vitamin güneş ışığı aldığında kaybolur. Yani sütler, güneş ışığı geçirmeyecek kaplarda, kendi özel kutularında buzdolabında saklanmalıdır. 


Sevda Samancı


Entegre Kalite Yönetim Sistemleri Müdürü


Çocukların Beslenme Çantaları Gelecekte Nasıl Besleneceklerini Belirliyor!

 Çocukluk çağında kazanılan sağlıklı beslenme alışkanlıkları hayatın sonraki dönemlerini de etkilediği için ileride ortaya çıkabilecek beslenme sorunlarını önlemede temel çözüm yolunu oluşturmaktadır. Çünkü sağlıklı beslenme çocuğun bedensel, sosyal ve duygusal gelişmesi ve davranışları üzerinde önemli bir rol oynamaktadır.

 

 Ayrıca yapılan çalışmalarda, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığı, algılamalarının azaldığı, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları çektikleri ve okul başarılarının düşük olduğu ortaya konmuştur. Bu açıdan da çocukluk dönemindeki beslenme alışkanlıkları çok önemlidir.

 

 Çocukların okulda başarılı olmaları için yapılması gereken en önemli şey, güne kahvaltı ile başlamaktır.  Yapılan araştırmalar, kahvaltı yapan çocukların daha başarılı ve dikkatli olduklarını, daha geç yorulduklarını göstermiştir. Bu nedenle kahvaltının en önemli öğün olduğu çocuklara mutlaka anlatılmalıdır.

 Özellikle okula yeni başlayan çocuklarda, ev ortamının dışında yemek yemek zorunda kalmak bazı sıkıntılara yol açabilir. Bu nedenle beslenme çantasında kolay tüketebileceği ama aynı zamanda büyümelerini yardımcı olacak, besleyici özelliği yüksek olan yiyeceklerin bulunması gerekir.


 Okulda beslenme konusunda dikkat edilecek en önemli nokta, okul kantinlerinde satılan cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, hamburger gibi kalorisi yüksek gıdalardır. Beslenme saatlerinde kantin varsa, beslenme çantaları gidiyor ve yerini kantin beslenmesi alıyor. Bu noktada en büyük görev öğretmenlere ve anne-babalara düşüyor.

 

 Bunun önüne geçmek için, çocukların kolay yiyebileceği, akmayan, kokmayan yiyeceklerden oluşan bir beslenme çantası önem kazanıyor.

 

 Beslenme çantasının vazgeçilmezleri; Meyve, süt ve kuru yemiş (özellikle ceviz, fındık ve badem)’tir. Süt ve ayran tüketimi çocuklarda diş ve kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum ihtiyacını karşılar. Günde 3-4 adet ceviz tüketilmesi beyin gelişimine katkıda bulunur. Meyve olarak mevsimine göre muz, elma, üzüm, mandalina gibi kolay tüketilebilen ve soyma işlemi gerektirmeyen meyveler çocuklar için daha uygun olur. Yine kuru meyveler, ev yapımı kek, çörek ve börek (miktara dikkat etmek şartıyla), ayran ve yoğurt da iyi birer alternatiftir.

 

 Okulda öğle yemeği çıkmıyorsa, öğle yemeği için, sos, ketçap, mayonez gibi ürünlerden arındırılmış, esmer ekmekle hazırlanmış sandviç alternatifleri uygun olur. Sandviçlerde şarküteri ürünleri (salam, sucuk ve sosis) yerine, ton balığı, söğüş tavuk, beyaz peynir gibi yiyeceklerin yanında, salatalık ve domates olması daha sağlıklı olacaktır.


 Akşam yemekleri ise, ailenin bir araya geldiği ve en çok yemek yenilen öğünlerdir. Bu öğünün temel amacı okulda eksik kalan besinlerin karşılanması olmalıdır. Bu öğünde kızartma ve hamur işleri gibi aşırı yağlı ve yüksek kalorili yiyecekler yerine, ızgarada ya da fırında pişirilmiş balık, köfte, kuru baklagil yemekleri, salata ve sebze yemekleri ile çorba, yoğurt ve sütlü tatlılar gibi okulda tüketemediği yiyecekler tercih edilmelidir.

 

Gülden Akışık Cömert


Beslenme ve Diyet Uzmanı

Bayramda Nasıl Beslenmeli?

  Kurban Bayramında, et tüketiminin fazla olması,  sebzenin az tercih edilmesi başta sindirim sistemi sorunları olmak üzere,  kalp-damar hastalıkları ile gut hastalığı riskini artırmakta, tansiyon ve şekerin yükselmesine neden olabilmektedir.


   Bunlardan kaçınmak için işte bilmeniz gerekenler...


  Et oldukça önemli bir ve iyi bir protein kaynağıdır. Kişinin günlük enerjisinin % 12-15’ i proteinlerden sağlanmalıdır. Vücudun büyümesi, gelişmesi ve vücut direncinin sağlanabilmesi için mutlaka proteine ihtiyaç vardır. Ancak aynı zamanda, içeriğinde doymamış yağları bulundurur. Aşırı miktarlarda tüketilmesi sonucu kan yağlarının yükselmesine bağlı kalp damar hastalıklarının oluşmasına neden olur. Bu noktada ete uygulanan pişirme teknikleri büyük önem kazanmaktadır. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Pişirme yöntemi olarak kavurma ve kızartma gibi sindirimi zor ve mide asidesini artıracak yöntemler tercih edilmemelidir.


  Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, diyabet (şeker hastalığı) ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı'nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalıdır.


  Et ayrıca sindirimi zor olan bir besin öğesidir. O nedenle de aşırı miktarlarda tüketimi sindirimi güçleştireceğinden midesinde sağlık problemleri olan kişilerin aşırı miktarlarda et tüketmesi sakıncalıdır. Etin posa miktarı düşük olduğundan yine aşırı miktarlarda tüketimi sonucunda kabızlık problemi ile karşılaşmak mümkündür.  Bundan dolayı etin yanında en iyi posa kaynakları olan sebze ve meyve tüketilmelidir.


  Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık 2 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir.

 Kurban bayramında, etlerin saklama şekli de sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Uygunsuz koşullarda saklanan etler, besin zehirlenmelerine ve enfeksiyon riskine sebep olabilmektedir. Etler uzun süre saklanılmak istenildiğinde birer pişirimlik parçalara ayrılarak yağlı kağıda sarılarak, -2 derece ki buzdolabında bir kaç hafta saklanabilir. Etler soğuk depolarda dondurularak, -18 derecede uzun süre saklanabilir. Donmuş etler soğuk yerde yani buzdolabında ya da mikrodalga fırında çözdürülebilir. Çözdürülen etlerin tekrar dondurulması tehlikelidir.

 Bayram boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Tatlı tüketilecekse bile  hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.

Gülden Akışık Cömert


Beslenme ve Diyet Uzmanı


Güne Hızlı Başlamanın 5 Yolu!

“ Güne kahve içmeden başlayamam” diyorsanız, bu öneriler sizi çok şaşırtacak!

 

1.       Güne kahve ile başlamak yerine su ile başlamayı deneyin.

Öncelikle güne suyla başlamak çok daha faydalı bir tercihtir. Sabahları taze nane yaprakları ve bir tatlı kaşığı tarçın ile tatlandırılan bir bardak su içildiğinde, vücut kafeinden çok daha sağlıklı bir şekilde uyanır ve metabolizma çalışmaya başlar.

 

2.       Bitki çayları uyku getirir efsanesini unutun.

Ayrıca bitki çayları da güne başlamak için sağlıklı bir alternatiftir. Bitki çaylarının uyku getirdiği algısının son yıllarda yıkıldığı bir gerçek… Bitki çaylarının sakinlik ve rahatlama verdikleri kabul edilmiş olsa da,  uyku ile ilişkili bir probleme yol açmaları söz konusu değil. Bu yüzden sabahları zencefil ya da tarçın gibi bitkilerin çayları ile de güne başlayabilirsiniz.

 

3.       Kahvaltı hala günün en önemli öğünü.

“Kahvaltı ile güne başlayın” cümlesi artık bir kült haline geldi. Siz de bunun bir klişe olduğunu mu düşünüyorsunuz? Kahvaltı güne başlamanın en hızlı yollarında birisi… Sadece vücudunuzun güne hazırlanması anlamında değil, psikolojik olarak kendinize ayırdığınız bir zaman dilimi ile güne başlamak gibi bir etkisi de var. Tüm gün sürecek bir zindelik için tabi ki kahvaltı yapmanız kadar kahvaltıda ne tükettiğinizde önemli. Örneğin yulaf ezmesi, hem kan şekeri dengesi hem de toksinlerin atılması açısından harika bir seçimdir. Yulaf ezmesini haftada 2-3 kez sabahları süte ya da yoğurda karıştırıp tüketebilirsiniz.



4.       Kırmızı meyvelerin zindeliğinden yararlanın.

Kırmızı meyvelerin zindelik veren etkisi artık herkes tarafından biliniyor. Siz de onların bu özelliğini sabah uyanmanıza destek olması için kullanabilirsiniz. Kahvaltınıza nar ve turunçgillerden oluşan taze sıkılmış meyve suyu eklenebilir, güne hızlı bir başlangıç yapabilirsiniz.


5.       Kahvaltınızda yeşillere yer açın.

Ödem herkesin sorunu… Peki, sabah yorgun uyanmanızda da payı olduğunu biliyor muydunuz? Vücudumuzda ki ödemlerden kurtularak daha enerjik olmak mümkün... Bunun yolu ise vitamin açısından zengin olan maydanoz, roka ve dereotu gibi yeşil besinlerden geçiyor. Kahvaltıda belirli ölçülerde tüketeceğiniz yeşil sebzeler vücudunuzun ödemi atmasına destek olurken, gün boyunca daha enerjik olmanızı da sağlıyorlar.



Önerilerimiz sağlık problemi olmayan kişiler baz alınarak hazırlanmıştır. Herhangi bir sağlık sorununuz var ise ya da bir ilaç kullanıyorsanız, önerilerimizi uygulamadan önce mutlaka doktorunuz ile görüşünüz.




 

Yoksa masanız sizi ele mi geçiriyor?

 Sağda solda alınmış notlar, arkadaşların iş gezilerinden getirdiği hediyelik eşyalar, yıllardır üzerine bardak konulmamış bardak altlıkları, iğnelerle karışmış ataşlar, bir gün içine çiçek konulmak için bekleyen vazolar, doğum günlerinden kalma tebrik kartları, takvimler… Şimdi hemen ofisinizde masalara biz göz atın… Bu tanıma uyan bir masa bulacağınızdan eminiz. Son yıllarda ofis çalışanları arasında sıkça görülen bir durumun en önemli işareti bu kalabalık masalar. “Dağınık masa sendromu” olarak nitelenen bu durum bir hastalık olmasa da, uzmanlar bunun masanın sahibinin gergin ve stresli ruh halinin bir yansıması olduğunu söylüyorlar.

 

 Dağınık bir masadan ne olur diyebilirsiniz, ancak araştırmalar gösteriyor ki bir süre sonra bu dağınık masalarda çalışanlar kendilerini masalarına daha bağımlı hissediyor ve özellikle masalarına dokunulmaması konusunda sert tepki geliştirebiliyorlar. Masanın dağınıklığı arttıkça çalışmanın zorlaşması da ayrı bir stres konusu oluyor. Bunun yanında bir süre sonra karışıklık içinde iş yapamaz hale gelip, art arda hatalar yapma ihtimali de artıyor. Dolayısıyla iş verimliliğinde ciddi düşüşler görülebiliyor.

 

 Tabii ki her masası karışık olanın bu sendroma yakalanması söz konusu değil. Masalar iş hayatının yoğunluğundan dolayı zaman zaman dağılıp karışabiliyor. Ancak bu kronikleşmiş bir durum haline geldiğinde sorun başlıyor. Masanız sürekli dağınıksa, masanızda duran o notu ne zaman oraya koyduğunuzu hatırlamıyor ya da masanızda ki kaktüsün ölmüş olduğunu yeni fark ediyorsanız ve bu duruma açıklamanız “masam karışık değil, benim kendime özel bir düzenim var” ise uzmanlar masanızı toplamanın zamanının geldiğini söylüyorlar.





Yaz Güzeli Karpuz!

Tarihin En Eski Meyvesi ile Tanışın...

  Yeryüzünün en eski lezzetlerinden biri olan karpuz, insanlığın tarih boyunca vazgeçemediği meyvelerden biri. Mark Twain, karpuz yemeyi meleklerin ne yediğini anlamaya benzetirken, Mısır firavunlarının mezarlarında karpuz çizimlerine rastlanıyor. Geçmişi neredeyse 5000 yıl öncesine dayandırılan bu lezzetli meyvenin ana vatanı ise farklı görüşler olsa da Afrika olarak tahmin ediliyor.

 

 İlk başlarda tatsız olmasına rağmen, içerdiği yüksek su oranı karpuzu sıcak bölgeler için kusursuz bir yiyecek yapmış. Ayrıca içinde barındırdığı B ve C vitaminleri, sodyum, kalsiyum, potasyum ve demir mineralleri, o dönemde bilinmiyor olsa da, Hipokrat ve Dioskorides de dâhil birçok doktorun bu meyveyi övdüğü ve önerdiği biliniyor.

 

 Araştırmacılar karpuzun zaman içerisinde uzun bir yolculuk yaptığını söylüyorlar. Ancak bu yolculuğun en lezzetli zamanının ise şimdi olduğunun altını çiziyorlar.  Karpuz 5000 yıllık serüveninde yaşadığı değişimle en tatlı ve olgun zamanlarının keyfini çıkarıyor. Tabii ki biz de onun eşsiz lezzetinin! Ancak küçük bir kusuru olduğunu ve yüksek oranda şeker içermesi nedeniyle ölçülü tüketilmesi gerektiğini de belirtelim. 




Sizi Dinliyoruz

Sayın ziyaretçimiz; Firmamızla ilgili sorularınızı ve önerilerinizi bildirebilirsiniz...

Bizi Takip Edin

İçerik Yönetimi ve Web Tasarım